Ülkeler arasında doğal kaynak kullanımındaki farklılığı çevresel sonuçları

Coğrafya TR 20 Temmuz 2018

Ülkelerin ilerlemişlik düzeyleri natural kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve azami yararlanmanın sağlanmasındaki numune uygulamalar ile paralellik gösterir. Geri kalmış ülkeler, varlıklı natural kaynaklara sahip olsalar bile teknolojik imkânsızlıklar sebebiyle azami kullanım ve sürdürülebilir yararlanmadan uzak tekniklerle natural kaynak kullanımıni gerçekleştirmektedir. Yetersiz, hatalı ve eski teknolojilerin uygulandığı natural kaynak kullanımı hem kaynağın süratle tüketilmesine sebep olmakta hem de coğrafi etrafa zarar vermektedir.

Siyanürlü altın üretimi eski, yetersiz teknolojiler ile gerçekleştirildiğinde su ve toprak kirliliğine, insan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit edecek bölgesel bozulmalara neden olmaktadır.

Düşük kalitedeki kömürün kullanılması hava ve toprak kirliliği ile insan, hayvan ve bitki hayatında zararlı bölgesel tesirlere namacıyla olmaktadır. Gelişen kömür teknolojisi ve verimliliği hem ilerlemiş hem de bilhassa gelişmekte olan ülkelerde mühim yararlar sağlamaktadır. Sanayileşmiş ülkeler temiz kömür teknolojilerini uygulayarak enerji verimliliğini arttırmakta ve kömürün namacıyla bulunduğu etraf gaz emisyonlarını azaltmaktadır.

Ormanlar canlıların hayatında çok mühim rol oynar. Günümüzde ormanlar ağaç topluluklarının bulunduğu mekân olmanın yanı sıra odun ham maddesi gibi çok değişik mamüller ve hizmetlerle topluma yarar sağlamaktadır.

Ancak yüzyıllardır vakit gelen aşırı ve hatalı kullanımlar neticesinde orman alanları gün geçtikçe daraltılmış, tahrip edilmiştir. Günümüzde bu çok mühim natural kaynağın korunması, geliştirilmesi ve çoğaltılması amacıyla tedbirler alınması mecburi hâle gelmiştir.

Hatalı ormancılık faaliyetleri ile orman mamüllerinin üretimi, geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde sık sık uygulanmaktadır. Bu ülkelerde orman mamüllerine olan gereksinim karşılanırken meydana gelen orman tahripleri; coğrafi etrafta erozyon, seyelan, sel, taşkın ve kütle hareketlerine sebep olmakta, neticede afet niteliğinde hadiseler meydana gelmektedir.

Yukarıdaki numunelerde bulunduğu gibi natural kaynak kullanımlarında imkânsızlıklardan kaynaklanan eski, yetersiz teknik ve teknolojilerin kullanılması bölgesel problemler yaratarak can, mal ve kaynak kayıplarına namacıyla olmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki endüstri ve teknolojik imkânların kullanılması hem natural kaynaktan yüksek verim alabilmek hem de natural kaynağın sürdürülebilir kullanımıni sağlamak ve coğrafi bölgesel duyarlılık bakımından da çok mühimdir.

Su, natural bir kaynaktır. Göller ise natural tekniklerle oluşmuş durgun su depolarıdır. Aral Gölü önceleri Dünya’nın dördüncü büyük gölüyken bububugünümüzde büyük bir süratle çöle dönüşmüştür.

Aral Gölü bozukluğu ne vakit başlamıştır? Bölgede tarım alanları açmak amacıyla geniş çaplı kurutma işlemleri yapılmıştır. Aşırı şekilde oluşturulan kurutma çalışmaları, tarıma elverişli toprakların humusunun gölden çekilen suyla beraber akıp gitmesine yol açmıştır. Araziyi tekrardan verimli kılmak amacıyla yoğun olarak kimyasal gübre kullanılması da toprağı iyice verimsizleştirmiştir. Aral Gölü'nü besleyen akarsular üstünde oluşturulan barajlar hatalı sulama teknikleri, aşırı su çekilmesi neticesinde gölün hacmi gittikçe küçülmektedir.


Taş Ocaklarının Çevreye Etkileri

Doğal etraf ile olumsuz tesirleşimi olan ve mekânsal tesirlerinin en aza indirildiği natural kaynak kullanımları, bölgesel neticeleri yönünden problemsuz uygulamalardır.

Taş ocağı, taş çıkartmak amacıyla yer kabuğunun yüzeyinde açılan Ocaktır. Ocaktan çıkarılan taş ya bloklar ya da ufak parçalar hâlindedir. Taş Ocakları genelde inşaatlarda ve endüstride lüzumlu olan taş, kum, mıcır, kara yolu ve demir yolu dolgu malzemesi, çimento ve beton üretimi hedefiyle kurulmaktadır.

Etkileri: Taş Ocaklarının tesirnliği neticesi meydana gelen tozlar, insanlar ve bitkiler üstünde olumsuz tesir yapar. Bu hava kirleticiler, bitki örtüsünün ve ekili alanların zarar görmesine namacıyla olur. Taş Ocaklarından etrafa verdiği atık maddeler; etraftaki bitki örtüsüne, toprak yapısına, havaya, suya, tarım alanlarına ve canlı habitatlarına zarar verir.

Değişik hedefler amacıyla taş Ocaklarından değişik bilhassarde taş üretilmektedir. Bu üretim, Ocaklarda dinamit patlatarak ya da taşlar kesilerek yapılmaktadır.

Bazı ülkelerde taş Ocaklarının patlatmalı (detaylı patlayıcılar kullanılması) teknikle işletilmesi; natural etraf üstünde bozucu, yıkıcı, tahrip edici, insan hayatı üstüne çok detaylı olumsuz tesirlere hem de yaralanma ve kazalara namacıyla olmaktadır.


Ormanlar Doğal Kaynaklardan Biridir

Yeryüzü karalarının hâlen 1/4’ünü kapladığı sanılan ormanlar, insan hayatında mühim bir rol oynamaktadır. Ormanların bububugünümüzde önemi artarak devam etmektedir. Dünya ormanlarının aşağı yukarı %55'i gelişmekte olan ülkelerde geri kalanı da ilerlemiş ülkelerde yer alabilmektadır. Dünya ormanları içersinde mühim bir yere sahip olan tropikal yağmur ormanları 1950'lere kadar yeryüzünün %15’ini kaplıyordu. Bu miktar 1975'e doğru %12'ye kadar düştü. 2000 senesinde ise azalarak yeryüzünün sadece %7'si kadarını kaplayacağı düşünülmüştü. Ancak bububugünümüzde yağmur ormanları dünyanın %6'sını kaplamaktadır. Buna rağmen yeryüzündeki hayvan ve bitki çeşitlerinin yarısından fazlası buralarda yaşamaktadır. Bu ormanlar dünyadaki oksijenin %40'ını sağlar. Ancak yeryüzündeki yağmur ormanları büyük bir süratle tahrip edilmektedir.

Dünyadaki nemli tropikal ormanlar senede iki milyon hektar dolayında azalabilmektadır. Bu azalma ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Afrika Kıtası’ndaki Zaire Havzası Ormanlarının (Guyana, Surinam, Gabon, Kongo ve Zaire) fazlası şimdilik tehdit altında değildir. Buna karşılık Filipinler, Tayland, Malay Yarımadası, Vietnam, Bangladeş, Avustralya, Endonezya, Orta ve Güney Amerika, Madagaskar ile Batı Afrika'daki ormanlar çok büyük bir süratle tüketilmektedirler.


Ekvatoral yağmur ormanları kuşağı, bulunduğu ülkeler amacıyla mühim bir varlıklılik kaynağıdır. Bu kUşakta yer alan ülkeler ekonomideki açıklarını yağmur ormanlarından elde ettikleri gelirler ile kapatmaya çalışmaktadır. Mesela Brezilya, içersinde bulunduğu borç batağından Amazon Ormanlarından sağladığı gelirler ile çıkmaya çalışmaktadır. Tropikal orman kaybının namacıylalerinden bazıları Latin Amerika'da yeni yerleşme yerleri ve tarla açmak, Afrika ve Asya'da ise kereste ve yakacak odun elde etmekten kaynaklanmaktadır. Orta Amerika'nın ufak adalarında ise örneğin, Karayip Adalarının fazlasında turizm hedefli oluşturulan inşaatlar sebebiyle orman örtüsü azaltılmıştır.

Kosta Rika'nın yağmur ormanları muz tarlaları hâline dönüştürülmek amacıyla tahrip edilmiştir. Dünyanın en büyük odun hamuru ihracatçısı Endonezya'da odun hamuru temin etmek ve tarımsal hedefli orman açmak yüzünden tropikal ormanların büyük bir alanı ortadan kaldırılmıştır. Hem de Endonezya Adalarının yağmur ormanları Japonya'nın kereste ihtiyacını karşılamak amacıyla gittikçe tüketilmektedir.

Yalnızca Güney Amerika'da 1990-2000 tarihleri arasında senede ortalama kayıp 3,7 milyon hektar dolayında olmuştur. Azalmanın süratini vurgulamak amacıyla dünyada her saniyede bir futbol sahasından daha büyük bir alanı kaplayan ormanların ortadan kalktığını söylemek yeterli olacaktır. Her bir dakikada 400 hektar yağmur ormanı ağacı tahrip edilmektedir.


Yağmur Ormanlarının Tahribatı Üstünde Etkili Olan Faktörler

 Kara yolu inşaatları hedefli orman tahripleri

 Et üretimi amacıyla büyük otlakların oluşturulmasıyla meydana gelen orman tahripleri

 Kereste üretmek amacıyla ağaç kesimi hedefli orman tahripleri

 Altın, kalay, demir, alüminyum cevheri gibi kaynakların işletilmesi esnasında meydana gelen orman tahripleri

 Hidroelektrik santral inşaatlarının namacıyla bulunduğu orman tahripleri

 Hızla ilerleyen turizm endüstrisinin namacıyla bulunduğu orman tahripleri

Yer Altı Suyunun Kullanılmasının Çevresel Sonuçları

Dünyanın detaylı bölgelerinde insanlar yer altı suları detaylı hedefler amacıyla kullanmaktadır. çalışmaktadır. Bunun uzun vadede iki mühim neticesi meydana çıkar: Birincisi su tablası düzeyinin azalması, ikincisi ise kenar kesimlerinde tatlı suyun tuzlu suyla yer değiştirmesidir. Yer altı sularının kullanımınin bölgesel neticeleri arasında yerin çökmesi ve toprağın tuzlanması da yer alır. Mesela, Ürdün Nehri’nden tarım alanlarını sulamak amacıyla su çekilmesi, Ölü Deniz'in düzeyinin düşmesine namacıyla olmuştur.

Yurdumuzdaki Konya Havzası’nda da yağışların azalması, sıcaklık ve bilinçsizce su kullanımı neticesinde büyük bir etraf felaketiyle karşılaşılmaktadır. Havza içersinde yer alan göller ve akarsuların kurumasıyla yer altı suları giderek azalabilmektadır.


Dünyanın mühim şehirlerinden biri olan Mexico City, kurumuş göl tabanı üstüne kurulmuştur. Bu şehir, 1940-1985 yılları arasında yedi metreden çok çökmüş durumdaydı. Bunun en mühim sebebi kurulduğu yapısal alanın özelliği ve yer altı sularının yüzlerce kuyudan aşırı derecede çekilmesidir.

İsrail'in Telaviv şehrinde ise yer altı suyu düzeyinin azalmasıyla 60 km2 kadar bir alanda su düzeyinin deniz srandardı altına inmesi ve deniz suyunun yer altı suyuna karışması ciddi bir problem oluşturmuştu.

Bunu Paylaşabilirsiniz.

Deprem Anında Zemin Sıvılaşması

Coğrafya TR 09 Haziran 2020

Mühendislik Hatalı Baraj Vajont Barajı

Coğrafya TR 19 Mayıs 2020

Süper Hücre Nedir? Nasıl Oluşur?

Coğrafya TR 23 Haziran 2020

11.Sınıf Coğrafya Konuları

Coğrafya TR 18 Haziran 2020

Solüsyon Madenciliği Tuz Üretimi

Coğrafya TR 04 Haziran 2020