Türkiye’nin Nüfus Politikaları

Coğrafya TR 21 Mayıs 2020

Nüfus, belirli bir vakitte sınırları tanımlı bir bölümde yaşam sürdüren insan sayısıdır.Demografi, dünyada ya da bir ülkede belirleme edilen nüfusun yapısını, halinu, hareketli bilhassarini araştıran bilim dalıdır. Nüfus Politikası, ülkelerin kendi insan kaynaklarını daha kaliteli ve fonksiyonel duruma getirmek amacıyla uyguladıkları programlardır.

NÜFUS POLİTİKASI NİÇİN UYGULANIR?

Nüfus bir ülkenin kalkınmasında en mühim etmenlerden biridir. Fakat ülkelerin kalkınmasında nüfus miktarından çok nüfus bilhassari mühimdir. Nüfus artış süratinin yüksek bulunduğu ilerlememiş ülkelerde başta ekonomik olmak üzere sosyal ve kültürel çoğu problem meydana çıkmıştır. Buna rağmen nüfusun çok az arttığı ya da azaldığı ilerlemiş ülkelerde ise bu hal ülke varlığını ve geleceğini tehdit etmektedir. Bu gaye ile ülkeler nüfusun belli oranda, problem yaratmadan yükselişinı dayanıklıak amacıyla detaylı nüfus siyasetları programktadır.

ü Nüfus siyasetları ile ülkeler; nüfusun kalitesini, niceliğini ve dağılımını şuurlu olarak değiştirmeyi gayelemektedir.

ü Günümüzde ülkelerin nüfus artış süratleri ve nüfus bilhassari ile kalkınmaları arasında temas kurulmaktadır.

ü Farklı nüfus bilhassarine sahip olan ülkeler değişik nüfus siyasetları programktadır.


Dünya'da yinel olarak oluşturulan 3 tür nüfus siyasetsı vardır:

1-Nüfus artış süratini azaltmaya yönelik oluşturulan nüfus siyasetsı:
Çin, Hindistan, Kenya, Endonezya gibi ülkelerde uygulanır. Bu ülkelerde çocuk ve genç nüfusun çok olması çoğu meseleye namacıyla olmaktadır.

2-Nüfus artış süratini arttırmak amacıyla oluşturulan siyaset:
ABD, Kanada ve Avrupa ülkeleri gibi nüfusu bilhassa genç nüfusu süratle azalan ülkelerde uygulanır. Bu ülkelerde yapımcı nüfusun azalması ve yaşlılık problemini meydana çıkarmıştır.

3-Nüfusun kalite ve niceliğini tedavi etmek gayeiyle oluşturulan nüfus siyasetsı; bilhassa ilerlemekte olan ülkelerde uygulanır. Bu ülkelerde bir taraftan aile plmanayası ile nüfus artış sürati düşürülmeye bir taraftan da nüfusun kalite ve niceliği iyileştirilmeye çalışılmıştır.

NÜFUS POLİTİKASI NEDİR? ÜLKELERİN FARKLI NÜFUS POLİTİKASI UYGULAMALARININ NİÇİNLERİ NELERDİR?

ü Nüfusun sayısal yükselişinı ekonomik ve sosyal yönden çelişmesini belirleyen ilkeler nüfus siyasetini oluşturur.

ü Dünya’nın değişik ülkelerinde nüfus siyasetlarının uygulanması bir dizi kararlara detaylı siyasetlar arasındaki öncelik ve dengelere bağlıdır. Bazı ülkeler nüfusun artış süratini yine yükseltme eğilimindedir. Görüldüğü gibi ülkelerin uyguladıkları nüfus siyasetları vakit içersinde değişmektedir.

ü Yaş alışkanlık seviyesi bir ülkede çalışan her 100 şahısin bakmakla yükümlü bulunduğu şahıs sayısıdır. Gelişmemiş ülkelerde genç nüfusun çok olması namacıylaiyle yaş alışkanlık seviyesi yüksektir.

TÜRKİYE’DE UYGULANAN NÜFUS POLİTİKALARI

Planlı devre başlangıcından bu yana, kalkınma planları ile nüfus siyasetinin yasallaştığı görmekteyizdir. 1960’larda D.P.T.’nin kurulması ile D.P.T. ve Sıhhat Bakanlığı doğrulusunda 1960 evveli nüfus yükselişinı teşvik eden pronatalist nüfus siyasetinin değiştirilmesi üzerinde tartışmalar başlatılmıştır.

1. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda yeni bir nüfus siyasetsından söz edilmektedir. Hızlı nüfus yükselişinın ekonomik ilerlemeyi engellediği görüşünden hareketle, nüfus plmanayasına dayalı bir nüfus siyasetinin gereği sunulmuştur. Bu siyaset antikontraseptif yasaların değiştirilmesini, sıhhat personelinin nüfus plmanayası konuu ile alakalı, isteyenlere gebeliği engelleyici yöntemler konuu ile alakalı bilgi verilmesini kontraseptiflerin(doğum denetim aracı) bedava dağıtımını içermektedir.

2. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise, mevzuya yaklaşım açısı değişmekte, “nüfus plmanayası” deyiminin konumunu “aile plmanayası” deyimi almaktadır. İkinci plan devresininde mevzuya bakış açısı değişirken aynı vakitte hükümetlerin ilgisinin azaldığı izlenmektedir.

3. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise aile plmanayasının sıhhat hizmetlerinde ayrılamayacağını bundan ötürü ana ve çocuk sağlığı ile aile plmanayası hizmetlerinin birleştirilmesi gereği meydana konmuş ve alakalı kuruluşlar arası işbirliğine ehemmiyet verilmesi kararlaştırılmıştır.

4. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda sosyal, ekonomik ve demografik faktörlerin karşılıklı tesirlerini ve nüfus siyasetinin, sosyal ve ekonomik siyasetların bir türevi bulunduğu vurgulanmıştır. Yüksek bebek ölüm süratinin ve yetersiz ana-çocuk sağlığı hizmetlerinin birer nüfus bozukluğu bulunduğu belirtilmiştir. Hem de aile plmanayasının, ana-çocuk sağlığı hizmetleriyle beraber ele alınması gereği üzerinde durulmuştur.

5. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise dikkat çekici bir aile plmanayası programı dile getirilmemiştir. Temel ilkenin nüfus kalitesinin yükseltilmesi bulunduğu belirtilmiştir.

6. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda yüksek nüfus yükselişinın dilenen ekonomik büyüme ve sosyal ilerlemeyi engellediği görüşünden hareketle, nüfus artış süratini azaltmaya yönelik siyaset ve programların uygulanması öngörülmüştür.

7. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise süratli nüfus yükselişinın, şahıslerin refah tarafından daha çok pay alabilmesini ve ekonominin değişim sürecinin daha süratli ilerlemesini engellediği, sürdürülebilir kalkınma çabalarını güçleştirdiğini, konut, sıhhat, eğitim ve alt yapıya olan gereksinimi çoğalttığı belirtilmektedir. Hem de aile plmanayası hizmetlerinin süregelenlaştırılması ve hizmet sunumunda etkinliğin arttırılması gereksiniminin ehemmiyetini koruduğu vurgulanmaktadır. Stratejinin asli yapısal değişim projeleri bölümünde, şahıs refahını daha süratli arttırabilmek amacıyla nüfus artış süratini yavaşlatmak ve kalkınma gayeleriyle uyumlu bir nüfus yapısını meydana getirmek asli gaye olarak yer almıştır ve tatbik edilmiştir.

Cumhuriyetten Önce Nüfusun Durumu

Türkiye tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen 1071 tarihinden 'başlayarak hem de bu tarihten evvel, doğudan boylar halinda ülkemize sokulan göç dalgaları Anadolu'yu bir yerleşme kısmı halina getirmiştir. Bu yerleşme ötürüsı ile nüfuslanma, Doğu Anadolu'dan başlayarak kademeli bir şekilde batıya doğru yüzsenelarca devam etmiştir. Bu devirdeki nüfusumuz fetihler ve doğudan gelen göçlerin de tesiriyle sıksık çoğalmış, 18. asırda (Gerileme Devrinde) fethedilen toprakların yine kaybedilmesine bağlı olarak, hem nüfusumuz azalmaya başlamış, hem de yine doğuya doğru hareketlenmiştir. Bu nüfus akımı (Balkanlardan Anadolu’ya) şu vakita kadar kadar devam etmiştir. Selçuklular ve Beylikler devresine ait nüfusumuzun Nicel ve Nitelik yönleri pek bilinmemektedir.
Osmanlılar devrinde, günümüz manada nüfusumuzun sosyo-ekonomik yönleri en ince ayrıntısına kadar incelenmemiş, bundan ötürü periyodik nüfus sayımlan yapılamamıştır. Bununla beraber birtakım demografik verilere rastlayabiliriz. Ömer Lütfi Barkan; 1445 senesinden bu yana 30-40 sene Aralıklarla nüfus ve arazi ön görülerinin yapıldığını ve bunların sürenin birer istatistik kütüğü özelliğini gösterdiğini ve bu defterler incelendiğinde; 1520-1530 seneları arasında Mısır, Irak, Tuna nehri ve diğeri Avrupa toprakları hariç nüfusumuzun 11.3 milyon bulunduğunu ifade etmektedir. Reşat Aktan'a göre ise aynı devrede nüfusun 60 milyon bulunduğu ifade edilmektedir.
Osmanlılar devresininde: 1831-1844-1856 ve 1878 senelerinde askerî ve vergi kuvvetinün belirlenmesi maksadı ile sayımlar yapılmış ama oluşturulan bu sayımlar ya sınırlı alanları kapsamış ya da yalnızca erkek nüfusu ehemmiyete alınmıştır. Bu sebeple demografik gereksinimler tam karşılanamadığı amacıyla yinel olarak bilimsel bir mana ifade etmemektedir. 1844'de nüfusun 36.5 milyon, 1884 senesinde ise 28.9 milyon bulunduğu Ö. Celal Şart, doğrulusunda ifade edilmektedir .

1923-1963 Yılları Arasındaki Politikaların Dayanak Noktaları

 Fazla nüfusun bir ülke amacıyla askeri ve siyasi güç
 Tarımda makineleşmenin yetersiz olması namacıylaiyle
 Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı namacıylaiyle erkek insan kuvvetine çok çok gereksinim olması
 Türkiye’nin süratle kalkınmak mecburiyetinde olması
 Hızlı çoğalma ile ülkedeki sosyal iş bölümü ve ihtisaslaşmayı dayanıklıak
 Türkiye’de ölüm seviyesinın yüksek olması namacıylaiyle nüfustaki azalmanın doğumlardaki artışla önlenmeye çalışılması
 Türkiye’nin tabii kaynaklarını işletmek, oluşturulan yöntemi modernleştirmek nüfus miktarının azalması
 Tifüs ve sıtma gibi hastalıkların süregelen olması sağladığı ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin özgürlüğünü ettirmesinin bir koşulu bulunduğu kanaatleri

UYGULANAN POLİTİKALAR

1960 Yılına Kadar İzlenen Politikalar Çeşitli Sosyal, Ekonomik Ve Hukuki Önlemlerle Desteklenmiştir. Bu Önlemleri Şöyle Sıralayabiliriz:

Fazla çocuk sahibi olan ailelerin yol vergisinden muaf tutulması (1929)
Nüfus arttırma siyasetsı ile doğum evi kurmak, yoksul vatandaşlara bedava ilaç dağıtmak (1930)
Altı ya da daha çok çocuklu ailelere vergi muafiyetinin getirilmesi (1931)
Nüfus yükselişinı istenilen düzeye çıkartmak, anne ve bebek ölüm oranlarını düşürmek amacıyla alınması lüzumlu önlemleri tetkikk üzere nüfus komisyonunun kurulması (1932)
ü Göçleri teşvik etmek gayeiyle göçmenlere gümrük muafiyeti getirilmesi (1934)

Yurt Dışından Gelen Göçmenlerin;
Ülke yineline dağıtımı ve yerleştirilmesi
Ekonomik ilgi alanlarına göre, çok düşük faizli ve uzun dmühim krediler verilmesi
Çok çocuklu ailelere hazineye ait topraklardan tarla bağışlanması (1936)
Evlenme yaşının erkekler amacıyla 17,kızlar amacıyla 15’e indirilmesi (1938)
Düşük ve gebeliği engelleyici ilaç ve vasıtaların satılması, kullanılması ve bu konuta eğitim ve propaganda yapılmasının yasaklanması

Türkiye’de nüfusun az olması problemini yerel bir siyaset olarak ele alan Atatürk’te halk sağlığının korunması ve güçlendirilmesi, ölümlerin azaltılması, nüfusun arttırılması ehemmiyetle vurgulanmıştır.
Planlı devre başlangıcından bu yana, kalkınma planları ile nüfus aile plmanayasının beraber uygulandığı görmekteyizdir.1960 senesinde Devlet Plmanaya Teşkilatı ve Sıhhat Bakanlığı doğrulusunda 1960 evveli nüfus yükselişinı teşvik eden nüfus siyasetinin değiştirilmesi üzerinde tartışmalar başlatılmıştır. Hızlı nüfus yükselişinın iktisadi ilerlemeye engel bulunduğu ileri sürülmüştür.

Politikaların Dayanak Noktaları
1950 ardından sıhhat hizmetlerinin ilerlemesiyle ölüm seviyesinın azalmaya başlaması
Tarımda makineleşme
 Orduda insan kuvvetinden çok silah kuvvetinün ön plana çıkması
Nüfus artışı, 1.Beş Yıllık Kalkınma Planında (BYKP) bir problem olarak tanımlanmakta ve nüfus artış süratini azaltıcı önlemlerin alınması gerekmektedir.

Sosyal Yönleriyle Nüfus Politikaları

1963 senesinde Bakanlar Kurulu doğrulusunda Büyük Millet Meclisi’ne yasenean Nüfus Plmanayası Kanun Tasarısı 10 Nisan 1965 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak, 557 saseneı Nüfus Plmanayası Kanunu adıyla yürürlüğe girmiştir. Nüfus Plmanayası Kanunu’nun asli hükümleri alttaki gibidir:
Madde 1: Nüfus plmanayası fertlerin istedikleri sayıda ve istedikleri vakit çocuk sahibi olmaları demektir. Bu konu gebeliği engelleyici önlemlerle sağlanır. Tıbbi zaruretler dışında gebelik sona erdirilemez ya da sterilizasyon ya da kastrasyon ameliyesi yapılamaz.
Madde 2: Nüfus plmanayası zaruretinin duyurulması ve bu konularda eğitim, öğretim ve program Sıhhat ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nca hazırlanacak bir yönetmelik temellarına göre askeri, resmi ve gönüllü teşekküller ile işbirliği yaparak yürütülür.
Bu gaye ile Sıhhat ve Sosyal Yardım Bakanlığı özel örgüt kurmaya ve gebeliği engelleyici ilaç ve vasıtaları gereksinimi olanlara parasız ve maliyetinden aşağı fiyatla vermeye ya da verdirmeye ya da sattırmak amacıyla önlem almaya yetkilidir.
Nüfus plmanayasında kullanılacak ilaç ve vasıtaların kalitesi ile programya ait yönetmelik Sıhhat ve Sosyal Yardım Bakanlığı doğrulusunda aralarında tıp fakülteleri öğretim üyelerinin de bulunduğu bir komisyon yazılı görüşleri alınmak gayeiyle hazırlanmıştır.
Diğer taraftan sosyal yönleri dikkatlice uygulanacak nüfus siyasetlarında ele alınmadığı vakit; gecekondu, anarşi, işsizlik, boşanmalar, adi polisiye olaylardaki artış, sosyal patlamalar giderek sürat kazanır.

Ekonomik Yönleriyle Nüfus Politikaları

Hızlı nüfus yükselişinı gaye alan Türkiye’nin ilk nüfus siyasetsı bu amacını şu iki ekonomik namacıylae dayandırıyordu. Birincisi Türkiye’nin boş duran tabi kaynaklarını işletmek, oluşturulan yöntemi modernleştirmek, ikincisi ise, süratli çoğalma ile ülkedeki sosyal iş bölümü ve ihtisaslaşmayı dayanıklıak.
Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda süratli nüfus yükselişinın milli gelir artış süratinin önünde olması namacıylaiyle meydana istikbal ekonomik problemleri engelleme amacını taşıyan bir nüfus siyasetsı izlemiştir. Nüfus artış sürati milli gelirdeki artış sürati önünde bulunduğu sürece;
ü Ekonomik ilerlemenin bir ölçüsü olan şahıs başına gelir artışı ağırlaşacaktır.
ü Hızlı nüfus artışı yatırımların kalitesini etkileyecek, ekonomik yatırımlar yerine demografik yatırımların yapılması mecburi kılacaktır.
ü Ülkenin ufak yaşlardaki nüfusu arttığından, tüketim gereksinimi da artacaktır.
ü İş kuvveti arzı konuu ile alakalı problemlar çıkacaktır.
Bu gaye ilerden ötürü süratli ilerlemeyi sekteye uğratacak süratli nüfus yükselişinı daha da düşürerek söz konuu ekonomik konulara çözüm bulmak istenmiştir. Öte yandan İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda da aynı siyasetnın gözlemlendiği görmekteyizdir. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise; konunun uzun devrede çözümlenmesi gereken bir problem bulunduğu kabul edilmektedir. Hem de, vakitle değişen ve ilerleyen sosyo- ekonomik yapıyı yüksek doğurganlığın etkileyeceği görüşüne yer verilmektedir.

Siyasi Yönleriyle Nüfus Politikaları

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 1922 senesinde Atatürk doğrulusunda oluşturulan bir konuşmada politik gaye ilerden ötürü ülkenin nüfusunu arttırma tarafında bir siyaset gözlemlendiği görmekteyiz ve bu siyasetnın dayanak noktalarını bunlar meydana getirmektadır:
Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı namacıylaiyle erkek nüfus miktarının azalması
Avrupa ülkelerinin Birinci Dünya Savaşı’nın insan kırımı üzerindeki olumsuz tesirlerini gidermek üzere süratli nüfus artışı siyasetsı izlemeleri
O tarihlerde Türkiye’de ölüm oranlarının yüksek olması namacıylaiyle nüfustaki azalmanın doğumlardaki artışla önlenmeye çalışılması
Fazla nüfusun bir ülke içersindeki siyasi ve askeri güç sağladığı ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin özgürlüğünü devam ettirmesinin bir koşulu bulunduğu kanaatleri saseneabilir.
Bu devrede süratli nüfus yükselişinı dayanıklıak amacıyla bir grup önlemler alınmıştır. İlk kez 1929 senesinde 5 çocuktan çok ailelerin yol vergisinden muaf tutulduğunu görüyoruz. Bundan diğer 1930 senesinde 6 ve daha çok çocuklu ailelere bir madalya verilmesi kabul edilmiştir. Hem de ülkede çocuk kayıbını engellemek gayeiyle 1936 senesinde T.C. Kanunları’na çocuk aldırma işlemlerini ağır cezaya çarptıran müeyyideler getirilmiştir.
Başlangıçtan 1950-1960 seneları da dahil olmak üzere nüfus siyasetsında bir değişiklık olmamıştır. 1950 senesinde iktidara gelen yeni hükümet nüfusun çoklaşmasını isteyen bir politik tutum izlemiş, ama artışı sağlayacak rastgele bir etkili siyaset programına geçmemiştir.
1960’larda Türkiye’de nüfus siyasetsı bölümünde mühim saseneabilecek birtakım ilerlemeler olmuştur. 1963-1967 senelerinde programya eklenilen Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda yeni bir nüfus siyasetsı oluşmaya başlamıştır. Bu yeni siyaset süratli nüfus yükselişinın ekonomik kalkınmayı olumsuz olarak etkilemesini engellemeye yönelik bir gaye taşımaktadır. Bunun amacıyla gebeliği engelleyici vasıtaların ithalini ve satılmasını engel olan yasaların değiştirilmesi, isteyenlere bilgi verilmesini ve başlatılacak programları uygulayacak şahıslerin eğitilmesi öngörülmüştür. Nüfus plmanayası bölümündeki hizmetleri yürütmek amacıyla 1965 senesinde Sıhhat Bakanlığı’na bağlı Nüfus Plmanayası Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Nüfus Plmanayası Kanunu ile ‘’şahıslere istediği vakit istediği sayıda çocuk sahibi olma özgürlüğü tanınmıştır’’. 1968’de programına geçilen İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda siyaset ‘’aile plmanayası’’ olarak değişmiştir.
1973’ten sonra oluşturulan Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda süratli nüfus artışı, uzun devrede çözümlenmesi gereken problem olarak ele alınmakta ama mevzuya dair rastgele bir siyaset ve engelleme rastlanmamaktadır.

TÜRKİYE’NİN KALKINMA PLANLARINDA NÜFUS POLİTİKALARI
1.BEŞ YIL (1963-1967)

Nüfus Meselesi

Nüfusla iktisadi ilerleme arasındaki sıkı bağıntı, ilerleme planlarında nüfus eğilimlerine ve siyasetine büyük bir ağırlık verilmesini gerektirir. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, geri kalmış ülkelerin çoğunda ölüm hadleri süratle düşmekte, ama doğum hadleri pek değişmemektedir. Böylece nüfus artış sürati gittikçe büyümektedir. Bu hal iktisadi ilerleme çabalarını kösteklemektedir. Çünkü iktisadi ilerleme, en kolay deyimle, adam başına düşen milli gelirin yükselmesidır. Akilli gelir belirli bir süratle artmakta iken nüfusta aynı süratle artarsa adam başına düşen gelir orantısında hiçbir değişme olmaz. Bu yüzden yoksul ülkelerin bir kısmı, geliri arttırma çabalarının yanısıra nüfus yükselişinı yavaşlatmak amacıyla de uğraşmaktadır.
Türkiye’de nüfus büyük bir süratle artmaktadır. İktisadi ilerleme süratinin olası bulunduğu kadar büyük olması da bir milli siyaset halina gelmiştir. Bu sebeple nüfus siyasetmızda bir değişiklığa şiddetle gereksinim vardır.

Bugünkü Nüfus Politikası:

Cumhuriyet Hükümeti başlangıçta haklı olarak nüfus arttırma siyasetini benimsemiştir. Bir yandan ölümler azaltılmaya çalışılacak, bir yandan da doğumlar kolaylaştırılacak ve arttırılacaktır. Ölümleri azaltma gerçekte yalnızca nüfus arttırma siyasetinin bir aracı olarak düşünülemez. İnsanları daha dayanıklı ve daha uzun yaşamlı gerçekleştirme başlı başına bir gayetir. Şu durumda nüfusu arttırma siyasetmızın asıl mühim tarafı doğumlarla alakalı olanıdır.
1930 senesinde doğumları arttırma ve kolaylaştırma vazifiyeti Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile Sıhhat Bakanlığı’na verilirken aynı yasala ‘’ilkaha mani ya da çocuk düşürmeye vasıta olup Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince belirleme olunacak alat ve levazımın ithal ve satışı’’ yasak edilmiştir. 1926 tarihli Türk Ceza Kanunu kasten çocuk düşürmek ve düşürtmeyi suç saymış, 1936 senesinde yasaun alakalı fgerçekte oluşturulan değişiklıklarla kısırlaştırma ve gebelik engelleyici verileri yayma da yasak edilmiştir.

Nüfus Artışı:

1927 sayımında 13 milyon 648 bin şahıs olarak belirleme edilen Türkiye nüfusu 1960 sayımı geçici neticelerina göre 27 milyon 830 bin şahısdir, İki sayım arasındaki artış yüzde 104 tür. Yıllık ortalama artış hadleri İkinci Dünya Savaşı seneları dışında derhal her devrede yüksektir. Daha da mühim olan nokta muhabereden sonra nüfus artış hadlerinin büyük bir yükselme göstermesidir. 1940-1945 devresininde senelik artış haddi binde 10,6 iken 1945-1950 de binde 22 olmuş, 1950-1955’de binde 28,1’ e ve 1955-1960’da binde 29,5 e yükselmiştir. Bu son artış hadleri dünyadaki en yüksek artış hadleri arasındadır.
Nüfus artış haddinin yüksekliğinde ve son devrelerde büstüm yükselmesinda yurda giren göçmenlerin tesiri ehemmiyetsizdir. Artışın namacıylai doğumlarla ölümler dengesine bağlıdır. Doğum ve ölüm hadlerinin gerçek gidişini gösterecek istatistikler ya olmadığı, ya da eksik ve yetersiz bulunduğu amacıyla hali tam bir kesinlik ve doğrulukla belirleme olası değildir. Fakat eldeki verilerin değerlendirilmesi şu neticeleri vermektedir.
a)Türkiye Cumhuriyeti’nin ölümleri azaltma siyasetsı temel olarak başarılıdır, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hastalık ve ölümle mücadele bölümündeki yeni buluşların tesiri tüm dünyada bulunduğu gibi Türkiye’de de büyük olmuştur. Böylece harp senelerinden bu yana ölüm hadleri süratle süratli bir düşme göstermiştir. Savaş senelerinde binde 20’nin üzerinde bulunduğu ön görü edilen kaba ölüm hadlerinin 1945-1950, 1950-1955 ve 1955-1960 vakitlerında sırası ile binde 17,binde 14,8 ve binde 12 yakınlarında bulunduğu ön görü edilmektedir.
b)Doğum hadleri pek az değişme göstermiştir. 1935 den bu yana kaba doğum hadleri binde 40’ın biraz üzerindedir. Sadece harp senelerinde mühim saseneacak bir düşme vardır. Bu da o devresinin özel şartlarından ileri gelmektedir. 1950-1955 devresininde ise kaba doğum hadlerinin en yüksek bulunduğu (binde 42,7) ön görü edilmiştir.
Şu durumda ölüm hadleri süratle düşerken doğum hadlerinin düşmemesi, hem de belki de hafif bir yükselme göstermesi nüfus artış süratindaki ilerlemenin ana namacıylaidir.

Hızla Artışın Yarattığı Sorunlar:

Bugün Türkiye’de nüfusun çok süratli yükselmesi iktisadi ilerleme çabalarını güçleştirmektedir. Planda ana gaye olarak milli gelirin her sene yüzde 7 arttırılması kabul edilmiştir. Bu gerektiğince yüksek bir artış süratidır ve fedakarlığı gerektirir. Fakat yüzde 7’lik bir yükselişin ifade ettiği ilerleme, yani adam başına düşen gelirin artış sürati, yalnızca yüzde 4’tür. Çünkü nüfus yüzde 3 yakın bir süratle artmaktadır. Nüfus daha ufak bir süratle artsa idi ya ilerleme sürati yani adam başına düşen gelirin artış sürati daha büyük olacak, ya da aynı ilerleme sürati daha az fedakarlıkla sağlanacaktır.
Bundan diğer günümüz yasak hükümlerinin sebep bulunduğu büyük sayıda can kayıbı ve ıstıraplara da işaret etmek gerektir. Bugün Türkiye’de ilkaha mani olmak isteyen çok sayıda vatandaş son derece ilkel ve tehlikeli yollara başvurmaktadır, önlenemeyen gebeliklerin yine son derece tehlikeli yöntemlerle sona erdirilmeğe çalışıldığı da bir gerçektir.
Yapılan bir tetkik bunun köylerde senede aşağı yukarı olarak 12 bin bayanın ölümüne sebep bulunduğunu göstermiştir.

Yeni Nüfus Politikası:

Bir vakitler çok haklı sebeplerle kabul edilmiş olan nüfusu olası bulunduğu kadar süratli arttırma siyasetsı bugünün şartlarına ideal değildir. Bu bakımdan günümüz siyasetnın nüfus plmanayasını yasaklayan tarafı derhal değiştirilecektir. Bu hem nüfus artış süratinin biraz yavaşlamasını hem de çocuk nüfus seviyesinın küçülmesini sağlayacaktır.
Burada nüfus plmanayasının mahiyeti ile alakalı bir açıklama gerçekleştirme yerinde olacaktır. Nüfus plmanayası birtakım çevrelerde bir hatalı manaya neticesi olarak çocuk sahibi olmada bir devlet müdadurumasiyle karıştırılmaktadır. Oysa nüfus plmanayası, ailelerin istedikleri sayıda ve istedikleri vakitte çocuk sahibi olmalarını kolayleştiren demokratik bir usuldür.

Yeni nüfus siyasetsıyla alakalı önlemler bunlardır:

a)Gebelik engelleyici bulguların yasenemasını ve gebelik engellemekte sarfedilen vasıta ve ilaçların ithal ve satışını yasaklayan yasa hükümleri kaldırılacaktır.
b)Sıhhat hizmetlerinde çalışan personele(doktor, hemşire, ebe, hemşire yardımcısı, sıhhat memuru) nüfus plmanayasıyla alakalı olarak gereken bulgular verilecektir. Bu, hem alakalı okul ve kurslarda bu konuta yeni dersler konularak, hem de normal okul ve kurs safhasını geçirmiş personeli yinedan kurslara çağırarak yapılacaktır.
c)Bu kimseler lüzumlu bulguyu ve parasız dağıtım söz konuu bulunduğu hallarda malzemeyi isteyenlere vermekle ödevli olacaktır.
d)Mevcut imkanlardan faydkısmılarak nüfus plmanayası eğitimi yapılacaktır.
e)Gerekli vasıta ve ilaçların ucuza ithali, vatan içersinde imali ve muhtaç olanlara parasız dağıtılması imkanları araştırılacaktır.

Bunu Paylaşabilirsiniz.

Deprem Anında Zemin Sıvılaşması

Coğrafya TR 09 Haziran 2020

Mühendislik Hatalı Baraj Vajont Barajı

Coğrafya TR 19 Mayıs 2020

11.Sınıf Coğrafya Konuları

Coğrafya TR 18 Haziran 2020

Süper Hücre Nedir? Nasıl Oluşur?

Coğrafya TR 23 Haziran 2020

10.Sınıf Coğrafya Konuları

Coğrafya TR 19 Haziran 2020