Dünya Tarihininde Önemli 8 Antik Ticaret Yolu

Coğrafya TR 19 Mayıs 2020

Çok eski zamanlardan bu yana ticaret yolları, ürünleri üretildikleri yerlerden, satılacakları yerlere götürmek amacıyla geliştirildi. Tuz ya da baharat gibi yalnız belli bir bölümde tespit edilen ancak çok rağbet gören seyrek ticari mallar, bu yolların oluşmasının başlıca nedeniydi. Ticaret ağlarının bir kez kurulmasıyla beraber kervanlarla geçilen bu meşakkatli yollar, dinler, fikirler ve hem de bakteriler dahil kültürel alışverişin de önünü açarak, insanlar arasında bilginin ve deneyimin yayılmasını kolaylaştırdı. Onlar olmasaydı kesinlikle ki, şu an içersinde hayat sürdüğümüz çağdaş dünya oluşamayacaktı. Meşhur İpek Yolu’ndan, Kalay Yolu’na, medeniyetimizi şekillendiren ticaret yollarına bir göz atalım.

1. Dünya’nın En Ünlü Antik Ticaret Güzergahı: İpek Yolu

ipek yolu

Çin ve Roma İmparatorluğu’nu birbirine bağlayan, en ünlü antik ticaret yolu. İpek, MÖ. ilk yy’dan itibaren Avrupa’dan gelen yün, gümüş ve altın karşılığında Çin’den Roma İmparatorluğu’na ihraç ediliyordu. Ticaretin yanında İpek Yolu’nun güzergahı süresince, günümüz çağdaş Özbekistan’da tespit edilen Semerkant gibi; bilginin, teknolojinin, din ve sanatın yaygınlaştırıldığı, fikri ve kültürel alış veriş merkezleri oluştu. İpek Yolu, Çin’deki Xi’an şehrinden başlar, Büyük Çin Seddi’nin ötesine geçer, Pamir dağlarını aşarak Afganistan’a uzanır, oradan da “Levant” adı verdiği Akdeniz’in doğu sahillerine ulaşırdı. Buradan gemilere yüklenen ticaret malları, deniz yolu ile başka Akdeniz limanlarına ulaştırılırdı. Bir tacirin aşağı yukarı 6,500 km’lik İpek Yolu süresince seyahat etmesi seyrek görülürdü, fazlası yalnızca kendi belirledikleri görece daha kısa rotalar üstünde ticaret yaparlardı. Roma İmparatorluğu, dördüncü yüzyılda dağılınca İpek Yolu, 13. yy’da Moğollar doğrulusunda canlandırılana dek, seyahat etmesi güvenilir olmayan bir güzergah durumuna geldi. 13. yy’da İtalyan kaşif Marco Polo, İpek Yolu’nu izleyerek Çin’i ziyaret eden ilk Avrupalı oldu. Bazı bilim insanları, kültürler arası bağlantıyı gerçekleştiren bu ticaret yolunun aynı vakitte vebanın yayılmasında faktör olduğunu düşünüyorlar.

2. Doğu’dan Batı’ya Taşınan Lezzet: Baharat Yolu

Baharat Yolu

Bu listedeki başka ticaret yollarının çoğunun aksine, Baharat Yolu’nun rotası Doğu’yu Batı’ya bağlayan deniz yollarından geçiyordu. Genellikle biber, karanfil, tarçın, hindistan cevizi Avrupa’da en çok rağbet gören ürünlerdi. Fakat 15. yy. evvel Doğu’ya erişim Kuzey Afrikalılar ve Arapların denetimünde olmasından o dönemde bu baharatlar gerektiğince seyrek bulunuyordu ve çok pahalıydı. 15. ve 17. yy süresince süren Keşifler Çağı’nda Avrupalılar yeni navigasyon teknolojileri yardımıyla yelkenli gemilerle uzun mesafeli deniz yolculukları yapabilmeye, Endonezya, Çin ve Japonya gibi ülkelerle direkt olarak ticari temaslar kurmaya başladılar. Bazıları baharat ticaretinin, yakıt kullanan daha süratli gemilerin keşfiyle yeni toprakların keşfedilmesini ve Doğu ile Batı arasında yeni diplomatik temaslarin kurulmasını sağladığını iddia ediyor. Genellikle Kristof Kolomb’un 1492’de Amerika’da son bulan yolculuğunun asıl amacının, baharat ticaretinin Avrupalılar doğrulusunda denetim edilmesini sağlayacak yeni bir güzergah bulmak bulunduğu düşünülürse, bu iddia hiç de hatalı sayılmaz. Bugün Endonezya adı verdiği Doğu Hint Adaları, karanfil ve hindistan cevizinin tek kaynağı olan Mölük ve Baharat Adaları olarak biliniyor; Flemenkler ve İngilizler doğrulusunda denetim edilen bu bölgeden baharat ihraç ediliyordu. Savaşlar çıktı, topraklar kolonize edildi ve baharat ticaretinin gerisinde yatan servet, bu ticaret yollarını küreselleşmenin en mühim faktörlerinden biri durumuna getirdi.

3. Güzel Kokuların Esansların Taşındığı Yol: Tütsü Yolu

tarihi tütsü yolu

O vakitler yalnızca Arap Yarımadası (bugünkü Yemen ve Umman)’nın güney ucunda tespit edilen mür ve buhuru Kudüs’e kadar taşımak amacıyla sarfedilen güzergah. Hem mür hem de buhur, Güneş’te kurutularak koku olarak kullanılabilen ağaç özleridir. Bu ağaç özleri; tütsü olarak yakılır, parfüm olarak ve ölülerin bedenlerini mumyalama esnasında, defin işlemlerinde geleneksel olarak kullanılırdı. MÖ. 1000 civarlarında develerin evcilleştirilebilmesi yardımıyla Araplar, mühim bir bağlantı merkezi olan Akdeniz bölgesine bu kıymetli tütsüleri taşımaya başladılar. Mür ve buhur, Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar amacıyla aslında mühim bir meta durumuna geldi. Örneğin; Roma İmparatoru Nero’nun sevgilisinin cenazesinde yakılan buhurların tüm bir senenin hasadı bulunduğu belirtilmiş. Bu karayolu ticareti öylesine gelişmişti ki, bir sene içersinde Roma’ya üç bin ton mür ve buhur getirilebiliyordu. Romalı tarihçi Büyük Plinius açgözlü yerleşimciler yüksek vergiler isteyerek, belirlenmiş asıl yolun dışından kervanları yürütmeye zorluyor olsa da bu yolun 62 günde tamamlanabildiğini yazıyor. MS. ilk yy’dan itibaren tekne tasarımlarının gelişmesiyle beraber deniz yolları daha çok tercih edilmiş ve eski karayolu lüzumsuz duruma gelmiş.

4. Boncuk Ticareti: Amber Yolu

Tarihi Amber Yolu

Amber ya da kehribar yolu Yaklaşık olarak MÖ. 3000 senelarından başlayarak amber ticaretinin Baltık ülkelerinden Mısır’a kadar uzanan bir coğrafyada yapıldığına dair arkeolojik ispatlar mevcut. Romalılar doğrulusunda tasarlanan Amber Yolu, hem dekoratif hem de tıbbi amaçlarla sarfedilen bu taşa çok değer verilmesiyle meydana çıkmış. Milyonlarca sene evvelce ormanların kapladığı bir alan olan Baltık Denizi’nin altında, devasa bir amber kaynağı bulunuyor. Büyük fırtınalarla beraber bu kıymetli taşlar karaya vuruyor ve tacirler, Baltık Denizi’nin muhtemel sahillerinden amber toplayarak işlerini yürütüyor. Ancak, 12. ve 13. yüzsenelarda Haçlı Seferleri sırasında, amber yapan mekanları denetim eden Töton Şövalyeleri amacıyla mühim bir gelir kaynağıydı. Şövalyeler amber toplayan ya da satmaya çalışan ulusal PRusyalıları acımasızca idam ettiler. Eski Amber Yolu’nun izleri, mühim güzergahlarından biri olarak tanınan Polonya’da bugün hala görülebiliyor.

5. Atların İzlediği En Tehlikeli Rota: Çay ve At Yolu

Atların İzlediği En Tehlikeli Rota Çay ve At Yolu

6000 bin metre yüksekliğe ulaşan dört mevsimin bir arada yaşanabildiği sarp Hengduan Dağları’ndan geride bıraktığımız ve en mühim çay yapımcısı Çin’den başlayarak Tibet ve Hindistan’ı içine alan aşağı yukarı 10 bin km’lik fırtınalı bir rota. Sayısız nehrin üzerinden geride bıraktığımız bu rota, aynı vakitte antik vakitlerde sarfedilen ticaret yollarının en tehlikelisi. Bu yolu takip eden tüccarların asli hedefi, Çin çayı ve Tibet harp atlarının, çay verip at almayı ya da vice versa kapsayacak şekilde direkt olarak ticaretini yapmaktı. Yolun bir kısmının kullanılmaya başlanması MÖ. 1600’lere kadar uzanıyor ancak güzergahın bütününün kullanılmaya başlanması MS. 7. yy’a denk geliyor. Bu yol aracılığı ile oluşturulan en büyük ölçekli ticaretler Song Hanedanlığı (960-1279) zamanına denk geliyor. Bu devresinin belli bir kısmına yoğunlaşan incelemeler (960-1127) her sene aşağı yukarı 20 bin Tibet harp atı karşılığında 8 bin ton çay ticareti yapıldığını gösteriyor. Deniz yolları daha tanınmış duruma geldikçe, yolun ehemmiyeti azalmış ancak II. Dünya Savaşı esnasında Japonlar pek çok limanı ele geçirince Çay-At Yolu, Çin ve Hindistan arasında seyahat etmeye imkan sağlaması bundan dolayı tekrardan ehemmiyet kazandı.

6. “Via Salaria”: Tuz Yolu

Tarihi tuz yolu

Yemeklere lezzet katmak, besinleri muhafaza etmek ve antiseptik olarak kullanıldığından beri tuz, çok uzun vakittir kıymetli bir mamüldür. Basitçe hasat edilebilen tuz, antik çağlarda kıt bir mineraldi bu sebeple tuz yönünden varlıklı bölgeler mühim ticaret merkezleri oldular. Bu merkezleri başka yerleşim yerlerine bağlayan yollar da süregelen duruma geldi. Bu rotalardan en ünlüsü Roma’daki Ostia’dan başlayan Adriyatik kıyısına uzanan Via Salaria’dır. Romalı askerlerin maaşlarının bir alanı tuzla ödenirdi; İngilizce’de maaş manasına gelen “salary”; Latince tuz manasına gelen “sal” kelimesinden geliyor. Hem de tuz o derece kıymetliydi ki; “beş para etmez” demek olan “tuzuna değmez-not worth his salt” deyimi de tekrar sıkı çalışmayan Roma askerlerinin tuz ödemesi alamayacaklarını ifade ederdi. Avrupa’daki başka mühim bir tuz yolu ise Kuzey Avrupa’nın en bol tuz kaynağına sahip Kuzey Almanya’daki Lüneburg’dan, Almanya’nın kuzey sahillerindeki Lübeck’e giden 100 km’lik Eski Tuz Yolu’ydu. Ortaçağ süresince balıkların bozulmasını önlemek maksadıyla Almanya’dan İskandinavya’ya hareket eden balıkçı filolarına tuz sağlamak gerekiyordu. Bu yolu tamamlamak aşağı yukarı 20 gün sürüyor, yol süresince uğrak noktası olan her kasaba, aldığı vergiler yardımıyla varlıklıleşiyordu.

7. Ticaret İçin Aşılan Çöl: Trans Sahra Yolu

tarihi sahra yolu

Trans Sahra Ticaret Yolları, gerçekte Kuzey Afrika’dan Batı Afrika’ya uzanan uçsuz bucaksız bir çölde çapraz geçişli ticaret bağlantıları gerçekleştiren aniden çok sayıda güzergahı kapsıyordu. Bu ticaret yolları ilk kez MS. 4. yy’da meydana çıkmış ve 11. yy’a kadar binin üstündeki devenin bütün ticari malları Sahra Çölü ötesine taşıdığı kervanlardan oluşur. Altın, köle, tuz ve giysi bu güzergah üstünde ticareti oluşturulan en mühim şeylerdi. Ancak deve kuşu tüyünden silaha kadar, Avrupa malları dahil başka bir çok nesne bu kervanların içersinde kendisine yer bulurdu. Ticaret yolları, Kuzey Afrikalı Berberiler’in Batı Afrika’ya getirdiği İslam’ın Arap bilgi, eğitim ve dilinin yayılmasında başlıca etkendi. 16. yy’dan itibaren Avrupalılar Afrika’daki ticari ürünlerin değerini fark ettiler. Trans Sahra ticaret yolları Avrupalılar doğrulusunda denetim edilen Trans Atlantik ticareti gölgesinde hareket etmeye başladı. Bu yüzden güzergahlar kıtanın iç kısımlarından kenar şeridine doğru değişti ve tehlikeli çöl yolları daha az tercih edildi.

8. Tunç Çağı’ndaki Ticaret: Kalay Yolu

antik-kalay-yolu

Kalay Yolu, Tunç Çağı’ndan Demir Çağı’na kadarki bir süreçte erken yerleşim bölgelerine metal işlemek amacıyla hayati ciddiye sahip kalay metalini gerçekleştiren mühim bir ticaret rotasıydı. MÖ. 2800 civarlarında Orta Doğu’da, bakır ve kalayın karıştırılması amacıyla daha evvelce kullanılanlardan daha kuvvetli ve sağlam olan bronz metali elde edildi. Bu teknolojinin isteği çok çoktu ve kalay her yerde bulunmadığı amacıyla ticari bir öge durumuna gelmesi uzun sürmedi. Bu yollardan biri, MÖ. ilk yüzyılda İngiltere’nin uzak güneybatısında tespit edilen Cornwall’daki kalay madenlerinden deniz yolu ile Fransa’ya oradan aşağı doğru Yunanistan ve ötesine uzanan bir rotayı takip eder. Bu güzergahın kanıtları yol süresince sıralanmış iyi korunan yüksek kalelerde bulunmakta. Tarihçiler, hiçbir yazılı kaynağı olmayan bu devreye ait, mercan ve altın dahil egzotik eserlerin yanısıra kalayın da bulunmakta olmasıyla Kuzey Avrupa ve Akdeniz arasında sağlanan hayati bağlantının güzergahını takip edebiliyorlar.

Bunu Paylaşabilirsiniz.

Deprem Anında Zemin Sıvılaşması

Coğrafya TR 09 Haziran 2020

Mühendislik Hatalı Baraj Vajont Barajı

Coğrafya TR 19 Mayıs 2020

11.Sınıf Coğrafya Konuları

Coğrafya TR 18 Haziran 2020

Süper Hücre Nedir? Nasıl Oluşur?

Coğrafya TR 23 Haziran 2020

10.Sınıf Coğrafya Konuları

Coğrafya TR 19 Haziran 2020