Türkiye'de Ulaşım Sistemlerinin Gelişimi

Coğrafya TR 21 Mayıs 2014

Ulaşım, insan amacıyla hayati ciddiye sahiptir. Örneğin; her kış haberlerde, yolu ulaşıma kapanan köyde hastaneye ulaşma çabaları esnasında ölümle hayat arasında gidip gelen mağdurları sık sık duyarız.

Ulaşım; insanın, eşyanın ya da bilginin bir yerden diğer bir yere gitmesi, taşınması ve iletilmesidir.

Kara yolu, demir yolu, hava yolu ve deniz yolu ulaşımın dört ana koludur. Bunun yanı sıra ulaşımın; boru hattı ulaşımı ve internet ulaşımı gibi yan kolları da bulunmaktadır.

Ulaşım düzeneğinin ilerlemişliği bir ülkenin ekonomik ilerlemişliği ile paralellik gösterir. Bir ülke ne kadar zenginse ulaşım ağı da o kadar ilerlemiştir.

Ulaşım, üretim merkezleri ile tüketim merkezleri arasında ticaretin gelişmesini sağlar. Hem de ulaşım yalnızca ekonomik yönden değil; ortak kültür, çevresel iş bölümü ile ülkelerin bütünlüğü ve savunması yönünden da büyük ehemmiyet taşır.

Ülkelerin bulunduğu koordinat ulaşım yönünden büyük ciddiye sahiptir. Geçmişte de bu hal çok mühimydi. Örneğin; ülkemizin bulunduğu Anadolu Yarımadası’na bakalım, geçmişten şu zamana kadar çoğu ilerlemiş medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu; Asya ve Avrupa gibi iki mühim kıtayı birbirine bağlayan köprü koordinatundadır. Bu stratejik ehemmiyeti yardımıyla İlk Çağın en mühim ticaret yollarından biri olan Kral Yolu’na sahip olmuştur. Bu yol, Ege’den (Efes) başlayıp İran’a kadar devam eder iken yol üzerinde medeniyetler arası eşya, bilgi, kültür paylaşımı olmasını da sağlıyordu.

Kral Yolu’ndan sonra, en az onun kadar bulunduğu çağa damgasını vuran bir diğer ticaret yolu da İpek Yolu’dur. İpek Yolu, Kral Yolu gibi Anadolu’dan başlamamıştır; ama Asya’yı Avrupa’ya bağlayan en mühim kolu Anadolu’dan geçmiştir. Tarih süresince lüzum Kral Yolu lüzum İpek Yolu olsun, bu tür ticaret yollarını ellerinde sahip olan devletler hep diğerlarından daha üstün olmuştur.

Anadolu Selçukluları dehemmiyetinde ve sonra Osmanlılar dehemmiyetinde de Anadolu, Asya ile Avrupa’nın birbiriyle ulaşımının kavşak noktası olmaya devam etmiştir. Bu dehemmiyetlerde ulaşımı ilerletmek hedefiyle Anadolu’ya sonsuz hanlar, kervansaraylar yapılmıştır.

Anadolu, geçmişten şu zamana kadar yalnızca kara ulaşımının geliştiği yer olmamıştır. Anadolu’nun deniz kenarsında olan bölümlerinde kurulan medeniyetler (Lidyalılar, İyonlar, Romalılar) de deniz ulaşımında ilerlemişlerdir. Karadan gelen yolları denizden devam ettirerek Anadolu’nun ehemmiyetini bir kez daha arttırmışlardır.

Osmanlı’nın son zamanlarında ve Cumhuriyetimizin ilk senelerinde demir yolları ilerlemiş, bu kez Anadolu baştan sona demir ağlarla örülmüştür.

Günümüzde ise ilerleyen teknoloji ile beraber ulaşım sektörü de ilerlemiş; kara, hava, deniz, demir yolu araçları ile en uzak dahi çok yakın duruma gelmiştir.

Ulaşım Üstünde Etkili Olan Faktörler:

DOĞAL FAKTÖRLER

Coğrafi Konum:

Anadolu Yarımadası coğrafi koordinatu itibariyle Asya ve Avrupa arasında bir köprü özelliği taşıdığı amacıyla geçmişten şu zamana kadar çoğu medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Yeryüzü Şekilleri:

Ege’de dağların denize dik uzanması kenar ile iç kesimler arası ulaşımı kolaylaştırırken; Akdeniz ve Karadeniz’de kenar ile iç kesimler arasında ulaşım zordur. Akdeniz ve Karadeniz’de dağların denize paralel uzanmasından ötürü ulaşım geçitlerden sağlanır (Çubuk, Belen, Gülek, Zigana, Kop). Yine Doğu Anadolu Bölgesi’nde de engebe çok bulunduğu amacıyla ulaşımı zor ve maliyeti yüksektir. Genellikle demir yolu ulaşımı engebenin daha az bulunduğu yerlerde gelişir.

İklim:

Kış aylarında haberlerde sık sık rastlarız. Genellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde, yağan kar sebebiyle yüzlerce köy ulaşıma kapanır. Havadaki sis de görüş uzaklığını daralttığı amacıyla kara, hava, deniz ya da demir yolu ulaşımını felç eder.

BEŞERİ VE EKONOMİK FAKTÖRLER:

Sanayileşmiş, teknolojik yönden ilerlemiş olan yerlerde ulaşım gelişirken, az ilerlemiş yerlerde ise ulaşım daha ilkel şartlarda yapılmaktadır.


TÜRKİYE’DE ULAŞIM SİSTEMLERİNİN GELİŞİMİ

Türkiye Cumhuriyeti’nin ulaşımının tarihi gelişimi iki devreye ayrılmaktadır.

1.  1923 ve 1950 Yılları Arasında Demir Yollarının Ağırlıklı Olduğu Dehemmiyet:

Demir yollarının Anadolu’daki yapım tarihi 19. yüzyıla dayanmaktadır. Bu senelerde Osmanlı’nın çöküşü süratlanmış ve Osmanlı’yı sömürge olarak gören devletler (Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya, İtalya) Osmanlı’da var olan kaynakları kendi ülkelerine taşıyabilmek amacıyla 19. yüzyılda, dört bin kilometreyi aşan uzunlukta demir yolları ile Anadolu’yu kaplamışlardır. O dehemmiyetde oluşturulan demir yollarının uzunluğu, günümüzdekinin yarısına eşittir.


Cumhuriyet evvel oluşturulan demir yolları, fiziki koşulların tesiri ve kaynakların bulunduğu yer yönünden genelde Konya-Ankara hattının batısı tarafında yapılmıştır. Cumhuriyet ardından ise demir yolu yapımında doğuya ağırlık verilmiştir. 1925’te oluşturulan ilk Demir Yolu Kongresi’nde alınan kararlar gereği, demir yolu yapımında; natural kaynaklar, üretim merkezleri ve piyasa alanlarının bulunduğu yerlere öncelik verilmiş, böylelikle ekonomiyi canlandıran bir ulaşım sistemine geçilmiştir. Bu dehemmiyetde, kömürle çalışan trenlerin yakacağının ülkemizde bulunması, daha çok yük taşınabilmesi; kara yolu taşıtlarının yakıt maliyetinin yüksek olması sebebiyle demir yolu yapımına verdiği ehemmiyet kara yolu yapımına verilmemiştir. 1923–1929 senelerı arasında da bin beş yüz kilometre seviyesinde yol yapımı gerçekleştirilmiştir. Demir yollarındaki süratli gelişme 1940 senesine kadar sürmüş ve 1940–1950 senelerı arsında ise tam bir durgunluk devresine girmiştir. Bu durgunlukta 2. Dünya Savaşı’nın ve dünya otomotiv sanayisinde Piyasa payının %80’ini elinde sahip olan ABD’nin tesiri büyüktür.

2.  1950’den Günümüze Kadar Olan Dehemmiyet:

1950’den ileri seneler kara yolunun, demir yoluna karşı üstünlüğünü kabul ettirdiği seneler olmuştur. Başta ülke ortamında otomotiv sanayisinin montaj yolu ile da olsa kurulması gibi faktörler kara yolu nakliyeciliğinin beklenenin çok üzerinde gelişmesine namacıyla olmuştur. Hem de bugün ulaştırma sistemleri arasında kara yolu ile oluşturulan yük nakliyeciliğinda %90, yolcu nakliyeciliğinda da %95 gibi dengesiz bir dağılımın meydana gelmesine zemin hazırlamıştır.


 Sonuç olarak Cumhuriyet’in ilk senelerinde demir yolu yapımına verdiği öncelik 1950 senesinden itibaren koordinatunu kara yolları yapımına bırakmış, bu hal sistemli dehemmiyetde de devam etmiştir. 1980 ardından dehemmiyetde ise otoyol yapımına sürat verilmiş, kara yoluna oluşturulan yatırımlar öncelik kazanmıştır.

1950’li senelerde demir yolu ve kara yolunun yolcu nakliyeciliğindaki payı birbirine yakın iken 2000 senesinde kara yolunun payı %95’e çıkmış, demir yolunun payı ise % 3’e kadar düşmüştür. Bu gelişmelerde olumsuz olarak en çok büyülenen ulaşım sistemi deniz yolu nakliyeciliği olmuştur. 1950 senesinde deniz yolunun yolcu nakliyeciliğindaki payı %7,5 iken bugün bu pay giderek azalmaktadır.

Bunu Paylaşabilirsiniz.

Deprem Anında Zemin Sıvılaşması

Coğrafya TR 09 Haziran 2020

Mühendislik Hatalı Baraj Vajont Barajı

Coğrafya TR 19 Mayıs 2020

Süper Hücre Nedir? Nasıl Oluşur?

Coğrafya TR 23 Haziran 2020

11.Sınıf Coğrafya Konuları

Coğrafya TR 18 Haziran 2020

Solüsyon Madenciliği Tuz Üretimi

Coğrafya TR 04 Haziran 2020